
İddianın Kökeni: Nereden Çıktı Bu Akrabalık?
Elmalılı Hamdi Yazır, 1878–1942 yılları arasında yaşamış; İslam ilahiyatı, fıkıh, mantık ve tefsir alanlarında derin izler bırakmış bir alim. ([Vikipedi][2])
Bayülgen ise ünlü bir medya/kültür figürü: televizyoncu, aktör, yönetmen, radyo–televizyon geçmişiyle tanınıyor. ([Vikipedi][3])
20 yılı aşkın süredir medyada dolaşan “Bayülgen, Yazır’ın torunudur” iddiası, büyük ölçüde bir röportajdaki belirsiz ifadelerden ve sonraki yanlış aktarımlardan kaynaklanıyor. ([Son Haberler][4]) Özellikle bir köşe yazısı, bu iddiayı öne sürünce; birçok kişi bu bilgiyi doğru kabul etti. ([Doğrula][1])
Gerçek Ne? – Doğrulama Kurumlarının Bulduğu Gerçek
Bayülgen, 2024 tarihli bir doğrulama çalışmasında, “Elmalılı Hamdi Yazır’ın dedesi değilim” diyerek iddiayı net biçimde reddetti. ([Doğrula][1])
Aslına bakarsanız, Bayülgen’in dedesi (biyolojik olarak) bir avukat olan Hamdi Üge. ([Doğrula][1])
Elmalılı Hamdi Yazır ile Bayülgen arasında şekli ya da manevi bir bağ – hatta siyasi/entelektüel bir yakınlık – olabilir; ama bu “torunluk” olarak yanlış yorumlanmış. ([malumatfurus.org][5])
Yani: Evet, iki isim arasında bir akrabalık hikâyesi anlatılıyor; ama bu hikâye “kan bağıyla doğrudan torunluk” anlamına gelmiyor. Bu, yıllar içinde yanlış aktarılmış, “dedem/torunum” gibi ifadeler abartılı şekilde sunulmuş.
Neden Bu Yanlış Algı Yayılıyor?
Aslında bu iddianın bu kadar yaygın olmasının birkaç nedeni var:
Hem Bayülgen hem de Yazır — biri popüler kültürde, diğeri dini/entelektüel alanda — dikkat çekici kimlikler. Bu da iki ismi bağlamaya merak uyandırıyor.
Bazı gazeteci ve yazarlar, ilişkisi olan aile üyelerini “torun” olarak tanımlarken, bağın doğrudan olup olmadığını araştırmadan yazdılar. ([Haber Yazar][6])
Bayülgen’in “Ailemiz büyük bir aile, gurur duyduğumuz bir büyük var” gibi yorumları, bu gurur ifadesi üzerinden “biz torunuz” algısı yaratmaya müsait biçimde çarpıtıldı. ([Doğrula][1])
Sonuç: Ne Diyebiliriz?
Elmalılı Hamdi Yazır, Türkiye’nin önemli ilim adamlarından biri. Onun ailesi, soy ağacı ve varisleri belgelidir. ([Vikipedi][2])
Okan Bayülgen tarafa gelince: dostane ya da manevi bir saygı bağından söz edilebilir; ancak biyolojik olarak torun olduğu iddiasının doğruluğu yoktur. ([Doğrula][1])
Bu nedenle “Bayülgen, Yazır’ın torunudur” diyen içeriklere temkinli yaklaşmak gerekir; gerçek bağlam net değil.
—
Şimdi merak ediyorum: Sizce bu tür yanlış akrabalık iddiaları neden bu kadar yayılıyor? Bir toplum için geçmişe ait büyük isimlerle doğrudan ilişkilendirilmek ne ifade ediyor? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
[1]: “Elmalılı Hamdi Yazır’ın Okan Bayülgen’in dedesi olduğu iddiası”
[2]: “Muhammed Hamdi Yazır”
[3]: “Okan Bayülgen”
[4]: “Okan Bayülgen kimin torunu? Elmalılı Hamdi Yazır dedesi mi?”
[5]: “Okan Bayülgen’in Elmalılı Hamdi Yazır’ın Torunu Olduğu İddiası”
[6]: “Elmalılı Hamdi Yazır Mezhebi Ne, Kimdir, Okan Bayülgen’in Dedesi mi?”